Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | İletişim | Linkler

HABER ARA


Gelismis Arama

Muhataplığın Açılımı

Okunma  Yazar : Özlenen Deniz İnanç
Yorumlar  Yorum Sayysy : 0
Okunma  Okunma : 266
Tarih  Tarih : 22 Haziran 2010, 10:39

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Muhataplığın Açılımı

 

Peş peşe gelen şehit haberleri belli ki Nazlı Ilıcak’ı derinden üzmüş. Sayın Başbakanı gibi O da anaları ağlatmak istemiyor olacak ki, PKK’yı muhatap almak gerektiğini söylüyor. Ve bakın neler diyor;

 

Son saldırılardan sonra artık görülmüştür ki PKK'yı muhatap almadan bu sorunu çözmek mümkün değildir. Sonuçta silah onların elinde ve siyaset yapmak istiyorlar. Ayrıca Öcalan için de ev hapsi benzeri bir talepleri var. Şimdiki Türkiye şartlarında bunları yapmak mümkün değil. Hele şu kutuplaşma ortamında mümkün değil. Demek ki şartları bu noktaya getirmek gerekiyor.” diyor ve ekliyor;

 

“İlker Başbuğ bile bütün gücümüzle gitsek de Kandil'i yok edemeyiz dedi sonuçta. Demek ki askeri tedbirlerle çözmek mümkün değil. Seçimlere gidiliyor, o nedenle şimdi olmaz belki, ama seçimlerden hemen sonra bir yol yöntem geliştirmek zorundalar.” diyor.

Gözün kör mü be kadın, uyduruktan mobil mahkemeler kurulmuş, PKK’nın temsilcileri mecliste yer tutmuş, Apo krallar gibi yaşıyor, 3 gün önce Barzani kırmızı halılarla Ankara’da ağırlanmış, Mesut Abi samimiyeti gösterilmiş sen daha ne muhataplığından bahsediyorsun demeyin. Demeyin çünkü, bu sözler onca zamandır başbakanın diline plesenk olan açılımın gerçek yüzünü, varacağı menzili gösteriyor. Nazlı Ilıcak Sayın Başbakanı adına tellallık yapıyor, yapılan gizli anlaşmaların uygulanabilirliğini sağlamak için kulaklara yavaş yavaş su kaçırıyor, şartların hazırlanmasını sağlıyor.

 

Yani diyor ki; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani’yi bilmem kaçıncı kez ağırladık. Bu yılın mart ortalarında bu bölgenin başkenti Erbil’e konsolos atadık. Konsolos atayarak Kuzey Irak’ta kurulan Kürt Federe Devleti’ni tanımış da olduk. Ama diyor bu yetmez, bunun devamı da var diyor.

 

Nasıl diyor, neye dayanarak diyor da demeyin. Demeyin çünkü, 2003 yılında Abdullah Gül’ün ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel ile yaptığı anlaşmaya ve bizim bilmediğimiz başka anlaşmalara dayanarak konuşuyor. Gerçi bilmediklerimiz kenarda dursun, bu anlaşma bile başlı başına her şeyi izah etmeye yetiyor. Ben, Nasreddin Hoca gibi bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek minberden inmeyip bilenlere tekrar olsun, bilmeyenler de öğrensin diye anlaşmanın konuyla ilgili maddelerini kısaca hatırlatayım;

 

Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek.

PKK/KADEK’in Türkiye egemenlik alanı dışında takip ve bastırılması harekâtlarına son verilecek.

Türk ordusunun asker ve silah gücünde indirim olacak.

Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ‘Kürdistan’ tanınacak.

 

Asker Irak’ın kuzeyinden çekildi. Aksi takdirde Türk askeri işgalci konumuna düşecekti. Sınır ötesi harekâtlara da son verildi. Şehit cenazelerinde asker Kandil’e diye boşuna bağırıyoruz anlayacağınız. Asker ve silah gücünde indirim de yapıldı. Kürdistan da tanındı.

 

Peki geriye ne kaldı?

 

1- Abdullah Öcalan ve bir iki isim hariç, PKK/KADEK’in tamamına geniş kapsamlı af çıkarılması. Öcalan affın dışında gibi gözükse de onu da ev hapsi talebiyle İmralı’dan çıkarmaya çalışacaklar ki bunun da aftan pek bir farkı yok. Ilıcak, ev hapsi talebi derken anlaşmanın bu maddesine atıfta bulunuyor.

 

2- PKK/KADEK’ in yasallaştırılması. Yani, af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK’e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı sağlanması, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli hukukî ve siyasal önlemlerin alınması ve uygulanması. Ilıcak, PKK’nın muhatap alınması gerek, siyaset yapmak istiyorlar derken BDP’nin yaptığı siyaseti değil bu siyaseti kastediyordu.

 

Görüldüğü gibi Ilıcak 2003’ün başbakanı, şimdilerin cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı anlaşmanın tamamlanmasına ortam hazırlıyor. Ancak, bu işlerin seçimden önce yapılmasının AKP’ye oy kaybettireceğini de bildiği için, işlerin seçimden sonraya bırakılmasını uygun buluyor. Yani milletin oylarını salya sümük çaldıktan sonra.

 

Diyelim ki bunlar oldu. O zaman Nazlı Ilıcak susacak mı sanıyorsunuz? Susmayacak çünkü daha, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci ve federasyona geçiş var.

 

Ne Nazlı Ilıcak ne onun gibiler ne de borazanlıklarını yaptıkları AKP iktidarı susmayacak ta ki, Türkiye’nin üniter devlet yapısını terk ettiğini görene kadar.

 

İşte size muhataplığın açılımı.

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdyrylabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

Bu Yazaryn Önceki Yazylary

Son Haberler

YAZARLAR

Referandumda HAYIR diyeceğim, çünkü...08 Eylül 2010

ANKET

Piyasada oluşan Fındık fiyatlarından memnunmusunuz?






Tüm Anketler

Sitemizde Bulunan Haberler ve Resimlerin Telif Hakkı Tarafımıza Aittir. İzin Alınmadan Kullanımı Halinde Yasal Sorumlulukları Kabul Etmiş Bulunmaktadır.
RSS Kayna?y | Yazar Giri?i

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi